UzayKaşifi

Güneş`e İlişkin En Büyük 10 Efsane

10- Güneş vasat bir yıldız

Güneş vasat bir yıldız
Güneş’imiz hiçbir özelliği olmayan orta yaşlı bir yıldız. Ne çok büyük ne de çok küçük. Kırmızı devler ondan yüzlerce kat büyük, kırmızı cüceler ise çok ama çok daha küçük. Güneş bunların arasında ortada yer alıyor. Ancak yıldızlar sadece boyutlarına göre sınıflandırılmıyor. Kolayca ölçülebildiği için, yaydıkları ışık da kullanılıyor. Güneş, G türü bir yıldız ve yüzey sıcaklığı 6.000 Kelvin civarında. Sıradan bir yıldız olmadığı da buradan anlaşılıyor. Çünkü geceleri gökyüzünde gördüğümüz yıldızların %95`i Güneş`ten daha soğuk. Güneş, parlaklık ve yüzey sıcaklığı bakımından tüm yıldızlar arasında ilk %5`te yer alıyor.

9- Güneş`in yerine bir karadelik koysanız gezegenleri yutardı

Güneş`in yerine bir karadelik koysanız gezegenleri yutardı
Güneş, Güneş Sistemi`nin en büyük kütleli cismi ve muazzam çekim alanının etkisiyle, sistemdeki tüm diğer cisimler onun etrafında yörüngede dönüyor. Bazen, Güneş’in yerine bir başka cisim konsa (örneğin bir karadelik) gezegenlerin ya içine çekileceği ya da dışarı fırlayacağı söyleniyor. Bu, ancak bu yeni cismin kütlesi (ve dolayısıyla uyguladığı çekim etkisi) Güneş’inkinden farklıysa olabilir. Önemli olan cismin türü değil, kütlesi.

8- Yaşamın gelişmesi için gezegenin yaşanabilir bölgede olması gerekiyor

Yaşamın gelişmesi için gezegenin yaşanabilir bölgede olması gerekiyor
Güneş Sistemi`ne yaptığımız keşifler gösteriyor ki, Dünya ötesinde yaşamın oluşabileceği yerleri bir daha düşünmemiz şart. Normalde yaşam aramak için en iyi yerin yaşanabilir bölge oluğu düşünülür çünkü burası sıcaklığın yüzeyde sıvı halde su oluşmasına izin vereceği yer ve su da yaşam için elzem sayılıyor. Ne var ki sıvı suya hiç beklenmedik yerlerde, bu “altın saçlı kız” (Goldilocks) bölgesinden uzakta da rastlandı. Söz gelimi Jüpiter`in Güneş’ten uzak uydularından biri olanEuropa‘nın buzlu kabuğunun altında bir su okyanusu olduğu düşünülüyor. Güneş’e yakın ve sıcak bir gezegen olan Venüs ise bulutlu atmosferinde su damlacıkları barındırıyor olabilir. Suyu ne kadar çok ararsak, Güneş’in yaşanabilir bölgesi dışındaki yerlerde de karşımıza çıkıyor.

7- Güneş`in yüzeyi katı

Güneş`in yüzeyi katı
Güneş’e ancak bir filtre ardından güvenle bakabilirsiniz, böylece göz kamaştırıcı ışığının büyük kısmı engelleniyor. Bu şekilde baktığmızda düzgün bir kenarı olduğunu görebiliyorsunuz. Büyük bir uzay teleskopuyla görüntüyü yaklaştırsanız bile bu kenar hâlâ netliğini yitirmiyor. Dolayısıyla katı bir yüzeye baktığınız izlenimine kapılıyorsunuz. Bununla beraber aslında gördüğünüz şey, etrafımızdaki havanın sadece %1 yoğunluktaki bir gaz katmanı. Fakat bu katman, gazın opaktan şeffafa dönüştüğü, yani Güneş`in içinde üretilen ışığın kaçabildiği bir yer. Burası, Güneşin görünür yüzeyi. O yüzden de fotosferolarak biliniyor. Fotosfer sadece 500 km kalınlıkta, o yüzden Güneş’in tüm çapı yanında (1,4 milyon kilometre) bu incecik seyrek gaz katmanı bize keskin bir kenar gibi görünüyor.

6- Güneş ile Dünya arasındaki bölge bir vakum

Güneş ile Dünya arasındaki bölge bir vakum

Voyager 1, 1977`de fırlatıldı ama Güneş Sistemi`ni ancak 2013`te terk etti.

Uzay aracı göndermeden önce, Güneş’le Dünya arasının tümüyle boş, yani kusursuz bir vakum olduğu düşünülüyordu. O yüzden Dünya`dan uzaya gönderilen ilk uzay araçlarının Güneş’ten kesintisiz olarak yayılan bir parçacık akışı keşfetmesi herkesi gafil avladı. Bu akım santimetreküp başına 10 parçacık civarında bir yoğunluğa sahip. Ne var ki parmağınızı bu akışa sokacak olsanız parmağınızdan her saniye 500 milyon parçacık geçerdi. Çünkü akış çok hızlı.
Buna güneş rüzgârı diyoruz. Güneş rüzgârı çok uzaklara ulaşıyor. 2013’te Voyager I, Güneş’ten 18 milyar kilometre uzaklaşarak, güneşin yarattığı baloncuğun dışında yolculuk yapan ilk insan yapımı nesne oldu.

5- Güneş`in Maunder Minimum`u Thames nehrinin donmasına yol açtı

Güneş`in Maunder Minimum`u Thames nehrinin donmasına yol açtı
Küçük Buz Devri kabaca 13. ve 19. yüzyıllar  arasında gerçekleşen soğuk bir dönemdi. Bu aralıkta Londra’daki Thames Nehri ara sıra dondu. Küçük Buz Devrinin ikinci yarısında, 17. yüzyıl sonlarındaki 70 yıllık bir dönemde, normalde Güneş’in görünür üzeyinde görülen benekler kayboldu. Bu süreye şimdi Maunder Minimumu deniyor ve Küçük Buz Devri’nden sorumlu olduğu düşünülüyor. Maunder Minimum’u sırasında kuzey Avrupa’da kışların gerçekten çok sert geçtiği doğru olsa da, güneş etkinliğiyle Kuzey Avrupa’daki sıcaklık arasındaki ilişki karmaşık. En son araştırmalar bu konuya eğiliyor.
Ancak şurası kesin ki Thames’in donmasmın nedeni o yıllarda bugünkünden çok farklı bir nehir olması. Nehir eskiden çok daha genişti ve daha yavaş akıyordu. Eski Londra köprüsü de çok sayıda kemerin üstünde duruyor, bu kemerlerin ayakları buz parçalarını biriktirip buzdan bir set yapıyor ve nehrin donmasını kolaylaştırıyordu.

4- Güneş düz bir disk

Güneş düz bir disk
Yıldızımıza baktığımızda hiçbir yüzey şekli olmayan sarı bir disk görüyoruz. Ancak özel filtrelerle baktığımızda yüzeyinin sayısı zamanla değişen karanlık lekelerle kaplı olduğu anlaşılıyor. Uydularm üstündeki X ışını ya da morötesi teleskoplar ise Güneş`in normalde görülmeyen ama harika eğriler yapan, yılan gibi kıvrılan oluşumlarla kaplı olduğunu gösteriyor. Bunlar, yıldızımızı dinamik ve değişken kılan büyük manyetik alanların sonucu.

3- Güneş rüzgârı Dünya atmosferine ulaştığında kutup ışıkları ortaya çıkıyor

Güneş rüzgârı Dünya atmosferine ulaştığında kutup ışıkları ortaya çıkıyor
Güneş rüzgârı, Güneş’in manyetik rüzgârının birazım da taşıyor ve Dünya dâhil, Güneş Sistemi`ndeki tüm gök cisimlerine doğru üflüyor. Fakat Güneş rüzgârı Dünya atmosferine asla ulaşamıyor çünkü Dünya’nın kendi manyetik alanı bizi çevreliyor. Güneş rüzgârı ancak bizim manyetik alanımızı bozarak (iterek ya da boşluklar açarak) kutup ışıklarına yol açıyor. Bu olduğunda, elektrik akımlarının akmaya başladığı bir zincirleme etki meydana geliyor. Bu akımlar atmosferin üst katmanlarına ulaşınca da kutup ışıkları oluşuyor

2- Güneş`teki füzyon sonra erse bundan 8 dakika 20 saniye sonra haberimiz olurdu

Güneş`teki füzyon sonra erse bundan 8 dakika 20 saniye sonra haberimiz olurdu
Güneş ışığı saniyede 300.000 kilometre hızla yol alıyor. Bu da demek oluyor ki Güneş’in görünür yüzeyini terk eden ışık 8 dakika 20 saniye sonra Dünya’ya varıyor. Fakat güneş ışığının kaynağı, Güneş`in merkezinde meydana gelentermonükleer füzyon ve bu ışığın güneşin yüzeyine ulaşması yüz binlerce yıl sürüyor. Çünkü öncelikle yıldızın yoğun iç gaz katmanlarını aşması gerekiyor. O yüzden, füzyon bugün sona erseydi bile Güneş daha yüz binlerce yıl ışımaya devam ederdi.

1- Dünya`nın Güneş`e olan uzaklığı mevsimleri ortaya çıkarıyor

Dünya`nın Güneş`e olan uzaklığı mevsimleri ortaya çıkarıyor
Güneş , Güneş sitemi`nin ışık ve ısı kaynağı. O yüzden, Güneş`e ne kadar yakınsanız o kadar ısı ve ışık alıyorsunuz. Peki, Dünya için bu ne demek? Güneş etrafındaki yörüngemiz kusursuz bir daire değilse de, buna yakın. Bu da demek oluyor ki Dünya ile Güneş arasındaki mesafe 147 milyon kilometre ile 153 milyon kilometre arasında değişiyor. Bu %4`lük değişim sıcaklıkta fark edilir bir değişiklik yapmaya ve mevsimleri oluşturmaya yetmiyor.
Bunların sorumlusu Dünya`nın dönüş şekli. Dünya 23,5 derece eğik bir eksende dönüyor. Yani Güneş etrafındaki yörüngesinin bir kısmında kuzey kutbu, diğer kısmında güney kutbu Güneş alıyor. Hangi yarımküre Güneş`e doğru bakıyorsa daha fazla güneş ışığı alıyor ve orada günler uzuyor. Haziran ayı normalde Dünya`nın Güneş`e en uzak olduğu ay ama kuzey yarımküre Güneş`e baktığı için yaz mevsimi oluyor ve güney yarımküredekiler kışı yaşıyor.

Kaynak